Yepyeni projeleriyle farklı platformlarda izleyicileriyle buluşmaya hazırlanırken, biz de onun bu heyecanına ortak olduk...
Röportaj: İrem Orhan
Fotoğraf: Gökhan Çatak
Oyunculuk kariyeri çocuk yaşlarında başlıyor Ceyda Ateş Toplusoy’un ve yıllar içinde kendinden emin adımlarla devam ediyor bu yolculuk onun için. Akıllara kazınan pek çok projede adı geçiyor; içinde bulunduğu her işte oyunculuğunu bir üst seviyeye taşıyor. Şimdilerde Florida’da eşi Buğra Toplusoy ve kızları Talia ile rüya gibi bir hayatın içinde ama Türkiye’deki yeni projeleriyle de kariyer yolculuğu devam ediyor. 2026 yılına umut dolu bir başlangıç yaptığını söylüyor; “Yıllar geçtikçe hayallerimin de şekli değişti” diyor. “2026’ya büyük beklentilerle değil, güzel sürprizlere açık bir kalple girdim” diye de ekliyor. Bu yıl bir sinema filminin ortak yapımcılarından biri olarak yapımcılığa adım atmış ve oyunculuğun yanı sıra yoluna bu tarafta da devam etmek şuan için ona heyecan veriyor. Ayrıca yakın zamanda onu farklı projelerde farklı karakterlerle göreceğiz; 3 sinema filmi vizyona girecek, 2 tane de dijital platformlardan biri için çekilen dizisi var. Anlayacağınız Ceyda Ateş Toplusoy için yepyeni heyecanlarla dolu bir dönem başlıyor. Onu hayatının bu yoğun temposunda Florida ve İstanbul hattı arasında mekik dokuduğu bir dönemde İstanbul’da yakaladık ve özel hayatı, yeni projeleri ve gelecek planları üzerine konuştuğumuz özel bir sohbeti paylaşırken; o anları neşesi yüksek bir fotoğraf çekimi ile de taçlandırdık.

İrem Orhan: Nasıl bir yıl oluyor 2026 sizin için; hayal ettiğiniz gibi başladı mı her şey?
Ceyda Ateş Toplusoy: 2026’ya oldukça hızlı ama bir o kadar da umut dolu bir başlangıç yaptım diyebilirim. Yıllar geçtikçe hayallerimin de şekli değişti. Şimdi ise hayatın dengesi benim için çok daha önemli. Kariyer, aile, sağlık, üretmek ve iç huzuru... Bunların bir arada olduğu bir yıl hayal ediyordum ve şimdilik o yolda ilerliyorum. Hayatın her zaman planladığımız gibi gitmediğini artık çok daha iyi biliyorum. Ama galiba büyümek biraz da bu; kontrol edemediklerinle savaşmak yerine onları hayatının doğal akışı gibi kabul etmek. Bu yüzden 2026’ya büyük beklentilerle değil, güzel sürprizlere açık bir kalple girdim.
İ.O: Florida’da çekirdek aileniz ile kurduğunuz hayatınız tüm güzelliğiyle devam ederken, Türkiye’ye de ara ara projeler için gelip gidiyorsunuz; zor olmuyor mu sizin için? Bunun avantajları ya da dez avantajları hakkında neler söylersiniz?
C.A.T: Elbette kolay bir denge değil. Bir ayağınız bir ülkede, kalbinizin bir parçası başka yerdeyken her nerede olursanız olun hep yorucu ve zor. Özellikle anne olduktan sonra zaman kavramı daha değerli hale geliyor. Ama bu durumun bana çok şey kattığını da düşünüyorum. Bir yandan Türkiye ile bağımı koparmıyorum; doğduğum, büyüdüğüm ve mesleğimin kök saldığı bir yer. Diğer yandan Amerika’da kurduğum hayat bana farklı bir perspektif kazandırdı. Bence en büyük avantajı şu; insan iki farklı kültürün içinde yaşayınca dünyaya daha geniş bir yerden bakmayı öğreniyor. Dezavantajı ise özlem... Özlem insanın hayatından hiçbir zaman tamamen çıkmıyor.

“Türkiye’deki spontane hayatı, arkadaş sohbetlerini, ailemi ve o sıcaklığı özlediğim zamanlar oluyor. Ama Florida’nın da bana çok iyi gelen bir tarafı var. Doğayla iç içe olması, sakinliği ve hayatın biraz daha yavaş akması... ”
İ.O: Şu an gündeminizde nasıl projeler var, biraz bahsetmek ister misiniz?
C.A.T: Bu yıl yapımcılığa adım attım, bir sinema filminin ortak yapımcılarından biri olarak. Güzel bir deneyimdi, işin bu tarafına da geçmiş oldum ve oyunculuğun yanı sıra bu tarafta da devam edeceğim. Hem oyunculuk tarafında hem de üretim tarafında düşündüğüm bazı projeler var. Oyunculuk benim hayatımın çok önemli bir parçası ve doğru hikâyeyle karşılaştığımda hâlâ ilk günkü heyecanı hissediyorum. Şimdi ise beni farklı projelerde farklı karakterlerle göreceksiniz; 3 tane sinema filmim vizyona girecek, 2 tane de dijital platformda dizi var ama son yıllarda hikâyenin sadece içinde olmak değil, biraz da arkasında durmak ilgimi çekmeye başladı. Fikir geliştirmek, projelerin yaratım sürecine katkıda bulunmak benim için yeni ama çok heyecan verici bir alan. Şu an üzerinde düşündüğüm işler de biraz bu iki dünyayı birleştiren projeler diyebilirim.
İ.O: Yeni bir yıl, yeni projeler; bu yenilik enerjisi size neler hissettiriyor?
C.A.T: Yeni başlangıçları hep sevmişimdir. Çünkü insanın kendine yeniden bakabildiği; “Ben şimdi ne istiyorum” diye sorabildiği zamanlar oluyor. Her proje benim için sadece bir iş değil, bir yolculuk. Yeni bir karaktere girmek, başka bir hayatı anlamaya çalışmak insana inanılmaz bir empati kazandırıyor. Bu yüzden yeni projeler bana hep canlılık ve merak duygusu getiriyor.
İ.O: Sektörde uzun yıllardır bulunan biri olarak kendi oyunculuğunuza bakınca ilk yıllar ve şimdi arasında nasıl farklar görüyorsunuz?
C.A.T: İlk yıllarımda daha çok içgüdülerimle oynuyordum. Gençliğin verdiği bir cesaret vardı ama aynı zamanda kendini kanıtlama isteği de çok fazlaydı. Şimdi ise oyunculuğa daha sakin, daha derin bir yerden yaklaşıyorum. Bir karakteri anlamak için sadece senaryoya değil, insan psikolojisine de bakıyorum. Hayat deneyimi arttıkça oyunculuk da değişiyor. Bence en büyük fark şu; eskiden iyi oynamaya çalışıyordum, şimdi ise doğru hissetmeye çalışıyorum.

“Her proje benim için sadece bir iş değil, bir yolculuk. Yeni bir karaktere girmek, başka bir hayatı anlamaya çalışmak insana inanılmaz bir empati kazandırıyor.”
İ.O: Sizin de ana karakterlerden biri olarak yer aldığınız ‘Adını Feriha Koydum’ dizisi yıllar evvel yayınlandığı her akşam izleyenleri ekran başına kilitleyen bir yapımdı. Bu diziyi ve oradaki rolünüzü düşününce nasıl hatırlıyorsunuz?
C.A.T: O proje benim için çok özel bir yerde duruyor. Çünkü gerçekten bir dönemin ruhunu taşıyan işlerdendi. İnsanların her hafta ekran başına kilitlendiği, karakterin psikolojisiyle bağ kurduğu bir hikâyeydi. O dizide yer almak bana mesleğimin ne kadar güçlü bir etki yaratabildiğini gösterdi. Hâlâ dünyanın farklı yerlerinden o projeyle ilgili mesajlar almak beni çok duygulandırıyor. Bazen yıllar geçse de bazı işler insanın hayatında iz bırakır; ‘Adını Feriha Koydum’ benim için kesinlikle öyle bir iş.
İ.O: Ayrıca tabii daha pek çok farklı yapımda da şimdiye kadar sizi keyifle izledik. Bu deneyimler oyunculuğunuzda ve sizde nasıl değişiklikler yarattı?
C.A.T: Her karakter insana bir şey öğretir. Bazen sabrı, bazen kırılganlığı, bazen de gücü... Ben oyunculuğu biraz da insanı tanıma yolculuğu gibi görüyorum. Çünkü her hikâye aslında insanın başka bir yönünü gösteriyor. Bu yüzden yıllar içinde sadece oyunculuğum değil, hayata bakışım da değişti.

İ.O: Bir oyuncu ya da kitlelerin tanıdığı biri olarak yıllar sonra hakkınızda en çok nasıl bir başarıdan bahsedilirse, ne konuşulursa kendinizi daha iyi hissedersiniz?
C.A.T: Sanırım insanların benim için söylemesini isteyeceğim en güzel şey şu olurdu: “Yaptığı işi gerçekten sevdi ve samimiyetle yaptı.” Ben başarıyı sadece kariyerle ölçmüyorum. İyi bir anne olabilmek, iyi bir insan olabilmek, hayatın içinde dürüst kalabilmek... Bunlar da benim için en az mesleki başarı kadar değerli.
İ.O: İyi ya da kötü her türlü eleştiriye özellikle sosyal medya platformlarında maruz kalınabildiği bir dönemde, siz gelen eleştirileri nasıl karşılıyor, bundan nasıl/ne kadar etkileniyorsunuz?
C.A.T: Sosyal medya çağında herkesin fikrini çok hızlı ve filtrelemeden ifade edebildiği bir dünyada yaşıyoruz. Bu yüzden eleştiri de kaçınılmaz oluyor. Ben yapıcı eleştiriyi her zaman dinlemeye çalışıyorum. Çünkü insanın kendini geliştirmesi için dışarıdan gelen seslere de ihtiyacı var. Ama kırıcı ya da tamamen yargılayıcı yorumları çok ciddiye almamayı öğrendim. Sonuçta insanın kendisiyle kurduğu ilişki, dışarıdan gelen her sesten daha güçlü olmalı. İnsanın en çok kendi iç sesini duyması gerekiyor.
İ.O: Çalıştığınız günler yani set günleri haricinde, Florida’da bir gününüz nasıl geçiyor? 24 saatte neler yapıyorsunuz?
C.A.T: Set günleri dışında hayatım oldukça sade. Sabahlar genelde ailemle vakit geçirerek başlıyor. Kızımla birlikte kahvaltı etmek, günün en sevdiğim anlarından biri. Sonra spor, yürüyüş ya da biraz kendime ayırdığım sessiz zamanlar oluyor. Günün geri kalanı çoğunlukla aile, ev ve bazen de projeler üzerine düşünmekle geçiyor. Eskiden daha hızlı bir hayatım vardı. Şimdi ise daha bilinçli bir yavaşlık var diyebilirim.

“Set günleri dışında hayatım oldukça sade. Sabahları genelde ailemle vakit geçiriyorum. Kızımla birlikte kahvaltı etmek, günün en sevdiğim anlarından biri.”
İ.O: Türkiye’den Amerika’ya taşınırken iyi kötü karşılaşacağınız her şeyi göze almışsınızdır tabii ama düşününce Türkiye’de özlediğiniz bir şeyler oluyor mu? Florida’nın en çok hangi özelliği sizi etkiledi?
C.A.T: Elbette. Türkiye’deki spontane hayatı, arkadaş sohbetlerini, ailemi ve o sıcaklığı özlediğim zamanlar oluyor. Ama Florida’nın da bana çok iyi gelen bir tarafı var. Doğayla iç içe olması, sakinliği ve hayatın biraz daha yavaş akması... Bazen insanın gerçekten nefes alabilmesi için böyle bir ortama ihtiyacı oluyor. Her gün güneşe uyanmak beni motive ediyor.
İ.O: İnsanın doğduğu, büyüdüğü toprakla bağı hiç kopmuyor ama bir yeri ‘ev’ yapan en güçlü etmenler/hisler neler sizce?
C.A.T: İnsan doğduğu yerin kokusunu, sesini, kültürünü her zaman içinde taşır. Bence bir yeri ev yapan şey duvarlar değil, hisler. Sevdiğiniz insanların olduğu yerde bir aidiyet duygusu oluşuyor. İnsan bazen dünyanın farklı köşelerinde yaşayabiliyor ama kalbiyle bağ kurduğu yerde kendini evinde hissediyor.

İ.O: Hayata hep iyi yönünden ve umutla bakan, etrafına pozitif enerji saçan biri olarak görüyoruz sizi ama gerçekten de bu durum göründüğü gibi mi? Yoksa, “Dışı seni içi beni yakar” diyenlerden misiniz?
C.A.T: Kesinlikle bunu derim ama pozitif olmaya çalışıyorum, tabii ki ben de insanım. Herkes gibi zorlandığım, içime döndüğüm zamanlar oluyor. Ama hayat bana şunu öğretti; negatif duyguların içinde uzun süre kalmak insanı yıpratıyor. Bu yüzden zor anlarda bile güzeli umut ederek dengede kalıyorum.
İ.O: Kuralları olan ve asla taviz vermeyen biri misinizdir yoksa konu ne olursa olsun hep daha esnek ve anlaşmanın kolay olduğu, kriz çözücü taraf mı?
C.A.T: Hayatın bazı temel değerlerinde oldukça netim; saygı, dürüstlük ve güven benim için vazgeçilmez şeyler. Ama bunun dışında hayatın çok katı yaşanması gerektiğini düşünmüyorum. İnsanlar farklıdır, hayat farklıdır ve bazen esnek olmak ilişkileri güzelleştirir. Genelde kriz çözücü taraf olurum.
İ.O: Arkadaş çevrenizde de sevilen birisiniz gördüğümüz kadarıyla ama en çok sosyalleşmek/eğlenmek için mi dertlerini paylaşmak için mi ararlar sizi?
C.A.T: Ben gülmeyi ve güldürmeyi seven biriyim; eğlence için de aranırım ama genelde dertleşmek için arayan çok oluyor diyebilirim. Belki dinlemeyi sevdiğim içindir. Konu doluysa boş dertleri dinlemeyi sevmem. Bazen insanlar sadece anlaşılmak ister ve biri gerçekten dinlediğinde bu büyük bir rahatlama yaratır. Bunu da genellikle dostlarım yapar artık insanların nasıl yaklaştığını çözdüğüm için sınırlarımı belirliyorum.

İ.O: Evliliğinizden iki yıl sonra yani 2020 yılında dünyaya gelen kızınız Talia ile nasıl gidiyor annelik maceranız? İkinci bir bebek haberi alır mıyız sizden?
C.A.T: Annelik insanın hayatını tamamen değiştiren bir deneyim. Talia bana sabrı, sevgiyi ve koşulsuz bağlılığı öğretti. İkinci bebek konusunu kapattık biz, Talia’mız bize yeter, onunla büyümeyi seçtik.
İ.O: Moda ve alışverişle ilişkiniz nasıl? Sizi farklı okazyonlarda farklı stillerde her daim en iyi halinizle gördük ama stilinizi siz nasıl yorumluyorsunuz? Yıllar geçtikçe o da değişti mi?
C.A.T: Kesinlikle değişti. Eskiden daha trend odaklıydım. Şimdi ise kendimi içinde rahat hissettiğim parçaları tercih ediyorum. Ben abartıyı seven biri hiç olmadım, önceliğim hep sade şık ve zarif olmak. Bence stil biraz da insanın ruh halini yansıtıyor.

“Hayatın bazı temel değerlerinde oldukça netim; saygı, dürüstlük ve güven benim için vazgeçilmez şeyler. Ama bunun dışında hayatın çok katı yaşanması gerektiğini düşünmüyorum.”
İ.O: Cilt bakımı, spor ve beslenme rutininiz nasıl ilerliyor peki? Uyguladığınızda daha sağlıklı hissettiğiniz bir rutininiz, bir yönteminiz var mı?
C.A.T: Ayda bir cilt bakımı yaptırırım ve cildimi yormam, günlük yaşantımda makyaj yoktur; bir de ben cildin sadece bakımlarla düzeleceğine inanan biri değilim, cildi sadıştan değil içten beslemeye inananlardanım. Spor her daim hayatımda ve dengeli beslenmeye dikkat etmeye çalışıyorum ama bunu katı kurallarla değil, sürdürülebilir bir şekilde yapmaya çalışıyorum. En önemli şeyin bedeninizi dinlemek olduğunu düşünüyorum.

İ.O: Oyunculuk kadar tutkuyla bağlı olduğunuz başka bir alan daha var mı? Ya da bir gün bu işi bırakırsanız yapmayı hayal ettiğiniz başka bir meslek, bir B planı?
C.A.T: Hikaye anlatmayı çok seviyorum. Bu yüzden ileride belki üretim tarafında daha fazla yer almak isteyebilirim. Yeni fikirler geliştirmek ve projelerin yaratım sürecinde bulunmak beni gerçekten heyecanlandırıyor.
İ.O: Son olarak; gelecekle ilgili kalbinizi çarptıran, sizde heyecan yaratan hayal ya da hedefleriniz var mı; biraz bahsetmek ister misiniz?
C.A.T: Gelecekle ilgili en büyük dileğim üretmeye devam etmek. Ama bunu yaparken hayatın önemli anlarını da kaçırmamak. Çünkü günün sonunda insanın geriye dönüp baktığında hatırladığı şeyler sadece başarılar değil, yaşadığı anlar oluyor.
